fbpx
Yalnızlık Korkusu İle Gelen Kilolar

Yalnızlık Korkusu İle Gelen Kilolar

Bir seansta gelen hanımefendi çok endişeliydi. Artık kiloların sağlığını tehdit ettiğini, dizlerinin ağrıdığını, ayaklarının şiştiğini, kalbinin buna dayanamayacağından korktuğunu söylüyordu. Gittiği tüm doktorlar, kilo vermesi gerektiğini söylemişti. O bir türlü kilo verememişti. Çok uğraşmıştı ama olmamıştı. Bu yaştan sonra kilo vermek hiç kolay değildi. Zaten tüm ailesi onun gibi şişmandı. Hepsi son dönemlerini acı ve yalnızlık içinde geçirmişlerdi bu yüzden. O da onlara benzemişti. Çocukları onu anlamıyordu bir türlü. Onu suçluyorlardı. Bu yüzden onlardan gizleyerek yemek yer olmuştu çocuk gibi. Acıkıyordu. Yediği o azıcık şeyler tutmuyordu koca gövdesini. En son, çocukları onu bana getirmişti. Benim ne yapacağımı bilmediğini,  ama işe yaramazsa çocuklarının yine onu suçlamasından çok korktuğunu söyledi.

Emine Hanım’ın zaten yoğun olarak hissettiği kaygıları vardı. Çocukları tarafından suçlanacak olmak, ailedeki diğer bireyler gibi yaşamının son dönemlerini acı içinde geçirmek, yine zayıflamayı başaramamak…. Bu endişeleri onu yeterince yoruyordu. Önce bu duyguları ile ilgili çalıştık. Çalışmaya uyum sağlayabilmesi için bu duygularının şiddetini azalttık. Artık biraz rahatlamıştı. Yemek yerken ne hissettiğini sorduğumda, “Aslında hiçbir şey hissetmiyorum. Öyle boş boş yiyorum. Sanki yalnızlığıma arkadaş oluyor. ” dedi. Ne zamandır kilo problemi olduğunu sorduğumda ise, “Son yıllarda oldu. Ondan önce idare ediyordum.” dedi. Nasıl beslendiğini anlatmasını istediğimde, evde bütün gün yalnız olduğunu ve sıkıldıkça yemek yediğini itiraf etti.

Sevdiklerinin Kaybıyla Gelen Yalnızlık Korkusu

Eşini kaybedeli on yıl olmuştu. O günden beri eve kapanmıştı. Onu oyalayacak bir şey kalmamıştı. Yiyerek oyalanıyordu. Geriye dönüp düşünmesini istediğimde ise, “Aslında eşim öldükten sonra kilo almaya başladım.” dedi. Eşinin ölümü aniden olmuştu. Otuz yıl beraber yaşamışlardı. Hiç ayrılmamışlardı. Sonra bir gün eşinin ölüm haberini almıştı. O gün , “Artık yalnız kaldım. ” diye düşünmüştü. Çok utanmıştı kendinden. Çok sevdiği eşini kaybetmişti. Ama o, eşinin ölümünden çok yalnızlığına ağlamıştı. Fakat bunu kimseye itiraf edememişti. Ama çocuk gibi korkmuştu koca kadın, hayattan.

Evet, Emine Hanım eşinin ölümüyle kocaman bir boşluk hissetmişti. Artık yalnızdı. Ve bu, onda stres yaratıyordu. Yemek yiyerek bu boşluğu doldurmaya, yalnızlığını unutmaya çalışıyordu. Oysa Mesude Hanım’ın yaşadığı gayet normal bir duyguydu. Ani değişimler her zaman korkutur bizleri. Mesude Hanım’da da bu ani kayıp travma etkisi yapmıştı. Kendisine hatta eşine olan kızgınlığı vardı. Eşine, öldüğü, onu yalnız bıraktığı için kızgındı. Bunu fark etmek şaşırtmıştı onu.

Obezite Terapisi

Beraber, o günlere ait duygularını çalıştık. Ölüm haberini aldığı ana gittiğimizde, Mesude Hanım aynı korkuyu hissetmişti yeniden. Çünkü küçükken de böyle korkardı. Babası öldüğünde de böyle hissetmişti. Annesi, o doğarken ölmüştü. Onu, babası büyütmüştü. Evlenmemişti bir daha, kızına iyi annelik yapamaz kimse diye. Hiç hissettirmemişti  ona annesizliği. Sonra babasını da kaybetmişti birden. O gün de böyle korkmuştu, şimdi daha iyi hatırlıyordu. Genç olduğu için bağıra bağıra ağlamıştı. “Herkes ayıplayacak.” diye korkmamıştı. Ama artık yapayalnızdı. Dünyada yapayalnız… O yalnızlık korkusunu hep içinde taşımış, eşiyle evlendiğinde ise unutmuştu. Çünkü artık yalnız değildi. Ta ki onu da kaybedene kadar. Evet, Mesude Hanım’ın ilk korkusu değildi bu. Eski korkusunun tekrarıydı. O zamana kadar zayıf bir çocuktu. Diğer kuzenlerinin aksine hiçbir zaman kilo almamıştı. İlk kilo alması o dönemde olmuştu. Şimdi daha iyi hatırlıyordu. Evlendiğinde korkuları dinmiş ve fark etmeden vermişti kilolarını.

Kilonun aslında kaderi olmadığını, sadece tesellisi olduğunu fark etmek Mesude Hanım’ı rahatlatmıştı. Babasının ölümüne ait olan duygusunu çalıştık. Çok derindi bu duygu. Mesude Hanım, duyguya giriyor ama bir türlü rahatlayamıyordu. Babasının ölümünü hala kabullenemediğini fark etmişti. Başka bir şey hissedip hissetmediğini sorduğumda, “Galiba Allah’a da kızıyorum hem annemi hem babamı aldığı için.” dedi. Evet, bu, kızgınlığı kabullenmesini engelliyordu. Beraber bunu temizlediğimizde, artık, babasının ölümünü kabullenmiş, yalnız kalmak zorunda olmadığını, etrafında her zaman onu seven birilerinin olacağını hissetmeye başlamıştı. Artık, yalnızlık korkutmuyordu onu.

Ev ortamında olduğunu hissetmesini istediğimde, uyandığı andan yatana kadar olan zamanı çalıştık. Artık, yalnız hissetmiyordu kendini. Çok mutluydu. Sevinçten ağlıyordu.

yalnızlıkla gelen kilolar

Yalnızlık Korkusuyla Gelen Kilolar

Ayşe ile daha önce de çalışmıştık. Sigarayı bırakmak için gelmişti.

Aradan altı ay geçmişti. “Acaba geçici mi bu duygum diye test etmek istedim ama canım hala istemiyor sigara, bu yüzden buradayım. Hazırım çalışmaya.” diyordu.

Yuvarlak hatlıydı. Aslında bu, ona yakışıyordu. Ama belli ki kilosu onu mutsuz ediyordu. Öyküsünü biraz bildiğim için direkt başlamıştık. Zor bir hayatı olmuştu. Kilo almanın ilk dönemleri, 9 yaşında, babasını kaybedip annesi ve küçük kardeşi ile tek başına kalmaları ile başlamıştı. Altı ayda yirmi kilo almıştı. Bulduğum her şeyi yiyordum sanki. Maddi durumumuz iyi değildi. Hayatta kalma mücadelesi başlamıştı. Annem çok güçlü bir kadın değildi. Kardeşim çok küçüktü. “Annemi ve kardeşimi kim koruyacak.” diye çok korktuğunu hatırlıyorum.”Bulduğum her şeyi yiyordum, doymuyordum.” diyordu. “O dönemde, bir an önce büyümek ve onları koruyabilmek tek gayemdi.” Evet, aslında küçücük dediği kardeşinden sadece birkaç yaş büyüktü. Ama abla olması, ona bu yükü yüklemişti. Ve çok korkuyordu.

En çok ne zaman korktuğunu sorduğumda, “Galiba, aradan bir süre geçip ev sahibinin kirayı istemek için kapıya geldiği gündü.” dedi. “O güne kadar babama üzülmüştüm hep. Ama o gün babamın bir daha hiç gelmeyeceğini ve artık tek başımıza olduğumuzu anladım. Büyük bir boşluk hissettim. Canım yandı.”dedi. Evet, Ayşe’nin bu korkusundan kurtulmak için bulduğu yol büyümekti. Yani yemek. Hala, Ayşe ne zaman bu duyguyu hissetse kendini bir şeyler yerken buluyordu. “Herkes, üzülünce zayıflar; ben ise kilo alırım.” diyordum.

Beraber o güne ait korkusu üzerinde çalıştık. Çok yoğundu. Düşüncelerini boşalttığımızda, “Sanki kaslarım gevşedi, masaj yaptırmış gibi rahatladım.” diyordu. Artık, korkularını boşaltmayı öğrenmişti. Bunu hayatındaki her olumsuz duygusuna yapabileceğini öğrenmek onu daha da rahatlatmıştı. İçindeki o küçük kızın korkularını rahatlatmak, onu doyurmuştu. Artık aç hissetmiyordu.

Görüşlerinizi yazın.

Your email address will not be published.