fbpx
Enerji Terapileri ile Ayna Etkisi

Enerji Terapileri ile Ayna Etkisi

Hiç kimsenin parmak izi diğerine uymadığı gibi hastalık durumu da benzemez. Niçin o zaman bu sınıflandırmaları yapıyoruz? Tabii ki genellemeler bize yol haritası olabilir ama parmak izi gibi farklılıklar da olmalı tedavinin içerisinde. Yoksa çoğu zaman yaşadığımız gibi, tedavi etmekten uzaklaşıp semptomu baskılar hale gelebiliriz. Semptomları baskılamak yerine ayna etkisi ile enerji terapileri kullanarak tedaviye ulaşmak ise elbette mümkün.

Hastalarımızla çalışırken onları bireyselleştirmeye çalışıyoruz mutlaka. Basit bir enfeksiyon hastalığında bile ölüme giden sonuçlar olabilmektedir. Nedir bunu yaratan ? Sadece fiziksel özellikler olsa, aynı fiziksel özelliklere sahip kişilerde fiziksel bir kaynağı  olan enfeksiyonun benzer şekilde seyretmesi gerekir. Genellemelerin dışında fiziksel, duygusal veya düşünsel semptomları ile birlikte bütüne bakıyoruz. Doğru yerden bakabilmeye çalışıyoruz. Amacımız hastalığı yaratan kök sebebe inebilmektir. Bizler sadece etten kemikten değil duygu ve düşüncelerimizden de ibaretiz. Bu nedenle sağlığımız bunların arasındaki denge ile sağlanır. Yaşanmış travmatik anlar, kronikleşmiş stresler, zorlayan düşünce şekilleri, bedenimize en az toksik yükler kadar zarar verebilmektedir. Fark etmeden yaşadığımız içimizdeki yaşanmışlıklar, hastalıkları dolayısıyla hayatımızı şekillendiriyor olabilir.

Hastalıkların Sebepleri

Vücudumuz aslında hastalanarak bize yardım sinyali veriyor. Biz o sinyali doğru olarak okuyup, gerekenleri yapabilirsek hastalığımız kökünden ortadan kalkabiliyor.

Aslında hastalıklar kaderimiz değil! Bizim yaşam şeklimizin, duygularımızın ve düşüncelerimizin bir sonucu.

Diyabeti olan bir hastaya aslında bedeni “şekeri kesmen gerekiyor, beslenmene dikkat etmen gerekiyor” diyor. Aynı zamanda “yaşantından tat aldığın şeyler azaldı biraz manevi tada ihtiyacın var” da demek istiyor. Siz bunu duymayıp yaşam şeklinizde bir farklılık yapmadığınızda, aldığınız ilaçların sayısı ve yan etkisi artacaktır.

Kilo problemi olan bir kişinin eğer geçmişe ait travmaları, duygusal stresleri varsa sadece beslenme programı ile kalıcı bir kilo kontrolü yapmak çok zor olmaktadır. Bu istikrarın sürdürülebilir olması için o beslenme tarzına bizi çeken alttaki korku, kaygı, endişe gibi duygular ve “asla veremem, versem de tekrar alırım, bu benim genetiğim” vb. gibi yerleşmiş yanlış kök inançlar konusunda da çalışmak gerekir.

Şifanın nerede olacağını bilmek lazım. Bazen bir inanç değişikliği bile şifa kaynağı olabileceği gibi, yanlış bir düşünce de hastalık hatta ölüm sebebi olabilmektedir. En güzel örneği belki de buzhanede kapalı kalan birinin donarak öleceğini düşünmesi ve sabah donarak ölmüş halde bulunması olabilir. Oysa o gece elektrik kesintisi vardır ve buzhanede ısı normaldir. Einstein’ın dediği gibi, “bir düşünce frekansına uyumlandığınızda artık yapacak hiçbir şey yoktur, gerisi fiziktir.’’ Burada da olduğu gibi. Kişi donarak öleceğine inanmış ve tüm fiziksel bedenini düşünce enerjisi ile o frekansa çekmiştir. Aynı şekilde “versemde tekrar alırım” diyen kişinin o frekansa dönmesi gibi…

Kliniğimizde iyi yaşam terapileri ile hastalarımızı bireyselleştirerek beslenme şekillerine, bağımlılıklarına, alışkanlıklarına, stres ve duygu durumlarına, düşünce yapılarına, yaşam şekillerine mutlaka dokunuyoruz.

ayna etkisi

Enerji Terapileri ile Ayna Etkisi

AYNA etkisi ile kişinin hayatını ona gösterip farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Tabi bunu yaparken onları sürekli destekliyoruz. Engelleri kaldırmasında yardımcı olacak güçlerini artırıyoruz. Yaşam enerjilerini artırmaya çalışıyoruz. Burada en büyük desteğimiz uyguladığımız frekans  terapileri ve Getat terapileri’dir. Fitoterapi, ozon terapi, homeopati, enerji terapileri ile kombine tedaviler uygulanmaktadır. Enerjisel alanda yaptığımız tüm çalışmalar bedenimizi direkt etkileyerek, tedavinin gücünü ciddi oranda arttırmaktadır. Çünkü her şeyin özü enerjidir. Düşüncelerimiz duygularımız birer enerjidir. Fiziksel bedenimiz ise enerjinin görünür frekans aralığıdır.

Enerjinin ölçülebilir ve tanı amaçlı kullanımı 1900’lü yıllarda EKG cihazının bulunması ile başlamıştır. Artık günümüzde maddenin atomsal seviyede titreşimi ile açığa çıkan enerjinin ölçülebilir frekans aralıkları ile yapılan cihazlar tedavi amaçlı kullanılabilmektedir.

Vücudumuzdaki tüm yaşamsal fonksiyonlar bir enerji aktarımıdır ve bütünlük içinde devam etmektedir. Her bir atom parçacığı bu bütünlükte tüm diğer parçacıklar ile yakın veya uzak bir bağlantısı vardır. Hatta bu bağlantı evrendeki canlı veya cansız tüm parçacıklar ile etkileşimdedir. Bu bütünlük içindeki enerji aktarımındaki bir sıkıntı blokaj yaratır ve tüm dengeyi etkiler. Dolayısı ile hastalık adı verilen semptomlar bütününü ortaya çıkarmaktadır.

Biz tüm tedavilerimizde vücudun kendi kendini iyileştirme gücünü yeniden uyararak, destekleyerek önündeki blokajları kaldırarak sağlıklı ve dengede olduğu frekans aralığına enerji terapileri ile çekmeyi amaçlıyoruz..

İyi yaşamanın önündeki bağımlılıklar, ağrılar, uyku problemleri, kronik hastalıklar, ruhsal sıkıntılar kolaylıkla çözümlenebilmektedir. Sadece bakış açımızı değiştirerek ve doğru noktadan yeni bir bakış açısı geliştirerek mümkün olur.

 

Görüşlerinizi yazın.

Your email address will not be published.